CHP Genel Başkan Yardımcısı Orhan Sarıbal: “Şeker pancarı fabrikalara geldi ama fiyat yok ortada”
CHP Genel Başkan Yardımcısı ve Bursa Milletvekili Orhan Sarıbal, TBMM’de düzenlediği basın toplantısında çiftçilerin 1,5 trilyon TL’yi aşan banka borçlarına, şeker pancarı ve çeltikte açıklanmayan alım fiyatlarına ve fon krizine ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Sarıbal, şeker pancarında ton başına 4 bin TL, çeltikte ise kilogram başına en az 55 TL fiyat beklentisini gündeme taşıyarak tarımsal desteklerin artırılması ve alım fiyatlarının gecikmeden açıklanması çağrısında bulundu.
CHP Genel Başkan Yardımcısı ve Bursa Milletvekili Orhan Sarıbal, Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde (TBMM) düzenlediği basın toplantısında tarımsal üretimde yaşanan sorunları, çiftçilerin artan borç yükünü, şeker pancarı ve çeltikte alım fiyatı belirsizliğini ve fon krizine ilişkin taleplerini değerlendirdi. Sarıbal, “Bugün çiftçinin borcu kat ve kat artıyor ama çiftçinin geliri artmıyor.” sözleriyle üreticinin içinde bulunduğu ekonomik koşullara dikkat çekti.
“Gazeteciler Özgür ve Bağımsız Çalışabilmeli”
Basın toplantısına basın özgürlüğüne ilişkin değerlendirmelerle başlayan Sarıbal, halkın doğru ve gerçek habere ulaşabilmesi için gazetecilerin sansür ve baskı altında kalmadan görev yapabilmesi gerektiğini belirtti. Basının bağımsız çalışmasının toplumun haber alma hakkı açısından önem taşıdığını vurguladı.
İstanbul Maltepe’de meydana gelen bina çökmesine ve Artvin’in Hopa ilçesindeki Esenkıyı Tır Parkı’nda Kasım Topaloğlu’nun hayatını kaybettiği heyelana da değinen Sarıbal, yaşamını yitirenlerin yakınlarına başsağlığı, olaylardan etkilenen vatandaşlara geçmiş olsun dileklerini iletti.
Yaşanan olaylara ilişkin “Tesadüfen yaşıyoruz.” ifadesini kullanan Sarıbal, insanların yaşam güvenliğinin rastlantılara bırakılamayacağını söyledi.
Fon Krizi İçin Bağımsız Komisyon Çağrısı
Fon krizini “fon yöntemiyle soygun” olarak nitelendiren Sarıbal, CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu'nun sürecin başından itibaren yaptığı değerlendirmelere işaret ederek siyasi ve bürokratik sorumlulukların ortaya çıkarılması gerektiğini savundu.
Sarıbal, başta Sermaye Piyasası Kurulu olmak üzere denetimden sorumlu bürokratların görevden alınmasını talep etti. Ayrıca 5 milyon TL ve üzerinde para yatırarak Ağustos ve Eylül 2026 döneminde parasını çeken kişilerin kimliklerinin, unvanlarının ve çektikleri tutarların kamuoyuna açıklanması gerektiğini belirtti.
Krizin bütün yönleriyle araştırılması amacıyla bağımsız uzmanların da görev alacağı özel bir komisyon kurulmasını isteyen Sarıbal, soruşturmanın örgütlü suç boyutuyla ele alınması çağrısında bulundu.
“Siz Bunu Tekil, Bireysel Asla Düşünemezsiniz”
Fon krizinin yalnızca bireysel işlemler üzerinden değerlendirilemeyeceğini savunan Sarıbal, “Siz bunu tekil, bireysel asla düşünemezsiniz.” dedi.
Sürecin birkaç gözaltı ve tutuklamayla kapatılamayacağını ifade eden Sarıbal, sorumluluğu bulunan herkesin ortaya çıkarılması için mücadelelerini sürdüreceklerini kaydetti.
“Çiftçinin Borcu Artıyor Ama Geliri Artmıyor”
Tarımsal üretimde yaşanan ekonomik sorunlara değinen Sarıbal, üretimin devam etmesinin çiftçilerin ekonomik açıdan rahat olduğu anlamına gelmediğini belirtti.
Üreticilerin artan girdi maliyetleri karşısında borçlanarak üretimi sürdürmeye çalıştığını anlatan Sarıbal, “Bugün çiftçinin borcu kat ve kat artıyor ama çiftçinin geliri artmıyor.” ifadelerini kullandı.
Çiftçilerin bankalara olan tarımsal kredi borcunun 1,5 trilyon TL’yi aştığını belirten Sarıbal, söz konusu rakamın tarım sektöründeki toplam borç yükünü yansıtmadığını söyledi.
Banka kredilerinin yanı sıra Tarım Kredi Kooperatiflerine, mazot ve gübre tedarikçilerine, tarım ilacı satıcılarına, işçilere ve emekçilere olan borçların da bulunduğunu aktaran Sarıbal, üreticilerin karşı karşıya kaldığı mali baskının giderek ağırlaştığını ifade etti.
Ödeme güçlüğü nedeniyle takibe düşen kredilere de dikkat çeken Sarıbal, “Çiftçi elinden geleni yapmaya çalışıyor.” diyerek üreticilerin borçlarını ödeme çabasına rağmen ekonomik sıkışmadan kurtulamadığını belirtti.
“Mazotun da Gübrenin de Ürününün de Fiyatını Belirleyemiyor”
Çiftçinin üretimin bütün risklerini üstlenmesine rağmen fiyat belirleme süreçlerinde söz sahibi olmadığını vurgulayan Sarıbal, şu ifadeleri kullandı:
“Mazot, gübre, ilaç, tohum hiçbirinin fiyatını belirleyemiyor. Ürettiği ürünün fiyatını da kendisi belirleyemiyor.”
Alım fiyatlarının geç açıklanmasının ve ürün bedellerinin gecikmesinin üreticinin borç yükünü artırdığını belirten Sarıbal, çiftçilerin kredi, mazot, gübre ve işçilik borçlarını ödeyebilmek için ürünlerini düşük fiyatlardan satmak zorunda kaldığını söyledi.
Bu durumun yalnızca mevcut üretim dönemini değil, gelecek yılın üretim hazırlıklarını da olumsuz etkilediğini ifade etti.
“167,6 Milyar TL ile Hangi Tarımsal Yapıyı Ayağa Kaldıracaksınız?”
Tarımsal destekleme politikalarını da değerlendiren Sarıbal, Tarım Kanunu’nun 21. maddesinde tarımsal destekleme programlarına ayrılacak kaynağın gayrisafi millî hasılanın yüzde 1’inden az olamayacağının hükme bağlandığını hatırlattı.
2026 yılı tarımsal destekleme bütçesinde 167,6 milyar TL ödenek ayrıldığını belirten Sarıbal, bu tutarın üreticilerin ihtiyaçlarını karşılamaktan uzak olduğunu savundu.
Sarıbal, “Bu rakamla hangi sorunu çözebileceksiniz? Bu rakamla hangi tarımsal yapıyı ayağa kaldırabileceksiniz?” sorularını yönelterek tarımsal desteklerin üretim maliyetleri ve çiftçilerin ekonomik koşulları dikkate alınarak belirlenmesi gerektiğini vurguladı.
“Şeker Pancarı Fabrikalara Geldi Ama Fiyat Yok Ortada”
Şeker pancarı üretiminde yaşanan fiyat belirsizliğini gündeme taşıyan Sarıbal, sözleşmeli üretim yapılmasına rağmen hasat döneminde alım fiyatının henüz açıklanmamasını eleştirdi.
Üreticinin ekim kararını vermeden önce ürününün hangi fiyattan alınacağını bilmesi gerektiğini ifade eden Sarıbal, “Şeker pancarı fabrikalara geldi. Ama fiyat yok ortada.” dedi.
Şeker pancarı üreticilerinin ton başına 4 bin TL alım fiyatı talep ettiğini belirten Sarıbal, bu beklentinin karşılanması gerektiğini söyledi.
Pancarın yalnızca şeker üretiminde kullanılan bir tarım ürünü olmadığını, hayvan yemi, sanayi ve toprak verimliliğinin korunmasına yönelik ürün nöbeti açısından da önem taşıdığını ifade eden Sarıbal, üretimin sürdürülebilmesi için çiftçinin emeğinin karşılığını almasının zorunlu olduğunu kaydetti.
“Mazot Yüzde Yetmiş Artmış, Nakliyeciye Yüzde Yirmi Nasıl Olacak?”
Burdur’da şeker pancarı taşımacılığı yapan nakliyecilerin ücret artışlarını yetersiz bulmaları nedeniyle taşıma faaliyetlerini durdurmasını da değerlendiren Sarıbal, nakliye maliyetlerindeki artışa dikkat çekti.
Nakliyecilerin yüzde 20 oranındaki ücret artışını yeterli bulmadığını, yüzde 40 ile yüzde 50 arasında artış talep ettiğini aktaran Sarıbal, mazot fiyatlarının yıllık bazda yaklaşık yüzde 70 arttığını belirtti.
Sarıbal, “Mazot yüzde yetmiş artmış. Nakliyeciye yüzde yirmi nasıl olacak?” sözleriyle taşıma ücretlerinin artan maliyetlerle uyumlu olması gerektiğini ifade etti.
Nakliye maliyetlerinin de tarımsal üretim zincirinin önemli bir parçası olduğunu belirten Sarıbal, üreticilerin ve taşımacıların yaşadığı ekonomik sorunların birlikte değerlendirilmesi gerektiğine işaret etti.
Çeltik Üreticisinin Talebi Kilogram Başına En Az 55 TL
Çeltik üreticilerinin alım fiyatına ilişkin beklentilerini de gündeme getiren Sarıbal, Toprak Mahsulleri Ofisinin (TMO) fiyatı gecikmeden açıklaması gerektiğini söyledi.
Samsun’un Bafra ilçesinde 3 Ekim’de yaklaşık 600 traktör ve biçerdöverin katılımıyla gerçekleştirilen eylemde üreticilerin kilogram başına en az 55 TL alım fiyatı talep ettiğini hatırlatan Sarıbal, bu tutarın altındaki fiyatların üretim maliyetlerini karşılamayacağı yönündeki açıklamalara dikkat çekti.
Alım fiyatının yalnızca üretim giderleri üzerinden değerlendirilmemesi gerektiğini belirten Sarıbal, çiftçinin geçimini sağlayabileceği ve gelecek yıl yeniden üretim yapabileceği bir gelir düzeyinin de dikkate alınmasını istedi.
“Tohum Toprağa Düşmeden Bilinen Fiyattır”
Tarımsal üretimde fiyatların önceden açıklanmasının önemini vurgulayan Sarıbal, “Tohum toprağa düşmeden bilinen fiyattır.” ifadesini kullandı.
Çiftçinin üretime başlamadan önce gelirini öngörebilmesi gerektiğini belirten Sarıbal, hasat dönemine gelinmesine rağmen alım fiyatının açıklanmamasının üreticileri ekonomik belirsizlik içinde bıraktığını söyledi.
Borçlarını ödemek zorunda olan çiftçilerin ürünlerini bekletme imkânının giderek azaldığını ifade eden Sarıbal, fiyat açıklamalarındaki gecikmenin üreticilerin pazarlık gücünü zayıflattığını belirtti.
Ürün bedelinin çiftçinin yalnızca ekonomik kazancını değil, ailesinin geçimini ve gelecek üretim dönemini de doğrudan etkilediğini vurgulayan Sarıbal, “Çiftçinin yaşamı bu.” dedi.
“Önce Elimizdeki Bütün Kaynakları Değerlendirelim”
Hasat döneminde gerçekleştirilen tarımsal ithalata da tepki gösteren Sarıbal, Türkiye’nin kendi üretim kaynaklarını önceleyen bir tarım politikasına ihtiyaç duyduğunu belirtti.
Türkiye’nin toprağının, suyunun, üretim birikiminin ve çiftçisinin korunması gerektiğini ifade eden Sarıbal, ithalat yerine yerli üretimi güçlendirecek politikaların uygulanmasını istedi.
Sarıbal, “Biz önce elimizdeki bütün kaynakları değerlendirelim. Onları üretime dönüştürelim.” sözleriyle tarımsal üretimin desteklenmesi çağrısını yineledi.
Şeker pancarı ve çeltikte alım fiyatlarının gecikmeden açıklanmasını isteyen Sarıbal, üreticilerin artan borç yükü, girdi maliyetleri ve fiyat belirsizliği karşısında korunması gerektiğini vurguladı.
Tepkiniz Nedir?
Beğen
0
Beğenmiyorum
0
Aşk
0
Komik
0
Öfkeli
0
Üzgün
0
Vay
0