DEVA Partisi Ankara Milletvekili İdris Şahin: “Kürsülerde anlatılan Türkiye’ye değil, devletin kendi denetçisinin tuttuğu tutanağa bakın”
DEVA Partisi Ankara Milletvekili İdris Şahin, 2025 yılı Sayıştay denetim raporlarına yansıyan bulgular üzerinden yurt güvenliği, hayvan kayıtları, sağlık hizmetleri, kamu ihaleleri ve Cumhurbaşkanlığı giderlerine ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Şahin, raporlardaki bulguların kamu yönetiminde denetim ve hesap verebilirlik açısından ele alınması gerektiğini savundu.
DEVA Partisi Ankara Milletvekili İdris Şahin, 2025 yılı Sayıştay denetim raporlarına ilişkin değerlendirmelerde bulunarak yurtlardan tarım ve hayvancılık kayıtlarına, sağlık hizmetlerinden kamu ihaleleri ve Cumhurbaşkanlığı giderlerine kadar farklı alanlarda raporlara yansıyan bulgulara dikkati çekti.
Şahin, Sayıştay raporlarının kamu kurumlarının işleyişine ilişkin önemli veriler içerdiğini belirterek, raporlarda yer alan tespitlerin vatandaşların günlük yaşamıyla doğrudan bağlantılı olduğunu savundu.
“Kurumların adı değişiyor ama vatandaşın karşısına çıkan manzara pek değişmiyor”
Devlet kurumlarındaki denetim açıklarının vatandaşın hayatına doğrudan yansıyabileceğini ifade eden Şahin, şu değerlendirmeyi yaptı:
“Bir ülkenin nasıl yönetildiğini anlamak için bazen meydanlarda söylenenlere, kürsülerden çizilen pembe tablolara bakmaya gerek yok. Devletin kendi kayıtlarını açarsınız, gerisi zaten önünüze dökülür. 2025 Sayıştay raporlarını yan yana koyunca ortaya çıkan tablo ağırdır. Kurumların adı değişiyor, dosyaların kapağı değişiyor ama vatandaşın karşısına çıkan manzara pek değişmiyor. Bir yerde güvenlik riski, bir yerde milyonlarla ifade edilen kayıt eksikliği, bir yerde gerçeği yansıtmayan sağlık kayıtları, bir başka yerde milyarlarca liralık kamu hesabı. Sonunda bütün yollar aynı yere çıkıyor ve bedelini vatandaş ödüyor.”
Yurtlardaki iskân ve yangın güvenliği bulgularına dikkat çekti
Şahin, Sayıştay raporlarında bazı öğrenci yurtlarına ilişkin yer aldığını aktardığı tespitleri gündeme getirerek, öğrencilerin iskân alınmadan yerleştirilebilmesinin olası yangınlar bakımından risk oluşturduğunun raporlara yansıdığını söyledi.
Şahin, “Bir anne baba evladını okusun diye devletin yurduna bırakıyor. Orası devletin yurdu diye içi rahat etmek istiyor. Sayıştay ise bazı yurtlarda öğrencilerin iskân alınmadan yerleştirilebildiğini, öğrencilerin yerleştirilmesi ile iskânın alınması arasında geçen sürenin olası bir yangın bakımından risk taşıdığını kayda geçiriyor. Ateş düştüğü yeri yakar. Devletin marifeti, yangından sonra tutanak tutmak değil, ateş düşmeden tedbir almaktır.” ifadelerini kullandı.
TÜRKVET kayıtlarına ilişkin rakamları paylaştı
Hayvancılık alanındaki kayıtları da değerlendiren Şahin, Sayıştayın TÜRKVET sistemine ilişkin tespitlerine değindi. Şahin, “Sayfayı çeviriyorsunuz, karşınıza bu defa TÜRKVET çıkıyor. Sayıştay, yaklaşık 2,5 milyon büyükbaş ve 35 milyon küçükbaş hayvan için zorunlu aşı kaydı bulunmadığını tespit ediyor. Aşı ve küpe uygulamalarından doğan 3,56 milyar liralık alacağın ise yalnızca yüzde 51’inin tahsil edildiğini belirtiyor.” dedi.
“İnsan hastaneye girdiğinde canının derdindedir”
Sağlık alanındaki kayıt ve uygulamalara ilişkin rapor bulgularını da değerlendiren Şahin, yoğun bakımda tedavisi devam eden bazı hastalar adına aynı zaman aralığında aile hekimliği birimlerinde muayene kaydı oluşturulduğuna yönelik tespit bulunduğunu söyledi.
Şahin, şöyle konuştu:
“Bir sayfa daha çeviriyorsunuz, bu kez sağlık. Yoğun bakımda yatışı devam eden bazı hastalar adına, aynı zaman aralığında aile hekimliği birimlerinde muayene kaydı oluşturulduğu tespit edilmiş. Sayıştay, söz konusu hastaların o tarihlerde sağlık tesisinden ayrılmalarının mümkün olmadığını ve bu kayıtların fiilen sunulmayan sağlık hizmetlerine ilişkin olduğunu belirtiyor.”
Şahin, aynı raporda 17 şehir hastanesinde fiili tamamlama belgesinin üzerinden iki yıl geçmesine rağmen nihai tamamlama süreçlerinin sonuçlandırılmadığı yönünde tespit bulunduğunu da aktardı.
“İnsan hastaneye girdiğinde canının derdindedir, hastanenin tuttuğu kaydın gerçeği yansıtıp yansıtmadığını kontrol etmek onun işi değildir. Yurtta evladınızı emanet ediyorsunuz. Hastanede canınızı emanet ediyorsunuz. Üretirken emeğiniz devletin kayıt sistemine giriyor. Vatandaş her yerde devlete güveniyor, Sayıştay raporları ise bu güvenin ne kadar çok yerde sınandığını gösteriyor.”
Kamu ihalelerindeki uygulamalara ilişkin eleştiri
Sayıştay raporlarında kamu ihalelerine ilişkin yer aldığını belirttiği bulgular üzerinde de duran Şahin, pazarlık usulü, doğrudan temin ve limit aşımlarına yönelik eleştirilerde bulundu.
Şahin, “Sayıştayın önümüze koyduğu tablo kamu ihalelerinde de iç açıcı değil. Kanunun aradığı şartlar oluşmamış ama pazarlık usulüne gidilmiş. İhale yapılması gereken yerde doğrudan temin kullanılmış. Kamu İhale Kurulunun uygun görüşü alınmadan limitler aşılmış. Şart yok, pazarlık var; uygun görüş yok, limit aşımı var. O zaman bu kanunu niye yazdınız? Kamu İhale Kanunu iktidarın ihtiyacına göre esnetilecek bir metin değildir.” ifadelerini kullandı.
Milletin parasının harcanmasında hesap verebilirliğin esas olması gerektiğini belirten Şahin, “Milletin tek kuruşunda dahi böyle bir rahatlığı kabul edemeyiz. Vatandaşa her fırsatta tasarruf hesabı çıkaranların, sıra kamu parasını harcamaya geldiğinde kanunun çizdiği sınırları bu kadar kolay aşmasının izahı olmaz. Sayıştayın kayda geçirdiği her bir işlemin kim tarafından, hangi gerekçeyle ve kimin yararına yapıldığı açıklanmalıdır.” dedi.
“Millet kuruşunun hesabını yaparken kamu kendi hesabında tek kuruşluk belirsizliğe yer bırakamaz”
Cumhurbaşkanlığının mali tablolarına da değinen Şahin, Sayıştayın 2025 mali tablolarında Cumhurbaşkanlığının ödenekli giderlerinin 15 milyar 808 milyon lirayı aştığını belirtti.
Şahin, söz konusu rakama ilişkin, “Bu tutar yılın her gününe yaklaşık 43,3 milyon lira, her dakikasına ise 30 bin liranın üzerinde ödenekli gider düşmesi anlamına geliyor. Vatandaşa yıllardır tasarruf, sabır ve fedakârlık anlatılan bir ülkede devletin tuttuğu her hesabın da kuruşu kuruşuna güven vermesi gerekir. Millet kuruşunun hesabını yaparken kamu kendi hesabında tek kuruşluk belirsizliğe yer bırakamaz.” ifadelerini kullandı.
Sayıştayın 2025 denetimleri sonucunda TBMM’ye 248 resmi rapor sunduğunu belirten Şahin, sözlerini şöyle tamamladı:
“Dosyalar ayrı ama raporların ucundaki insan hep aynı. Vatandaş devlete evladını, canını, emeğini ve vergisini emanet ediyor. Devletin buna vereceği karşılık mazeret değil; güvenlik, düzgün kayıt, sıkı denetim ve hesabı verilebilir bir yönetim olmak zorundadır. Sayıştayın sayfalarına düşen her bulguyu tek tek ‘aksaklık’ deyip geçemezsiniz. Çünkü denetimdeki her boşluk, er ya da geç gerçek hayatta bir insanın karşısına çıkıyor. Kürsülerde anlatılan Türkiye’ye değil, devletin kendi denetçisinin tuttuğu tutanağa bakın. Çünkü Sayıştayın ortaya koyduğu tablo, iktidarın çizdiği Türkiye tablosuyla örtüşmüyor.”
Tepkiniz Nedir?
Beğen
0
Beğenmiyorum
0
Aşk
0
Komik
0
Öfkeli
0
Üzgün
0
Vay
0