Medicana Uzmanları Uyardı: “Çocuklardaki okul reddi şımarıklık değil, kaygının göstergesi olabilir”

MBA Okulları Gaziemir Kampüsü ile Medicana International İzmir Hastanesi iş birliğinde düzenlenen “Tatilden Okula: Rutine Dönüş” seminerinde velilerle buluşan Psikiyatri Uzmanı Dr. Öğretim Üyesi Müge Yaşar ve Klinik Psikolog Burçin Deniz, tatil sonrası görülen okul reddi, ödev direnci, ekran krizleri ve fiziksel yakınmaların nedenlerini anlattı. Uzmanlar, iki haftadan uzun süren ve çocuğun günlük işlevselliğini bozan belirtilerde profesyonel destek alınması gerektiğine dikkati çekti.

Ekim 1, 2026 - 09:30
 0  0
Medicana Uzmanları Uyardı: “Çocuklardaki okul reddi şımarıklık değil, kaygının göstergesi olabilir”


Uzun yaz tatilinin ardından başlayan yeni eğitim-öğretim dönemiyle birlikte çocuklarda görülen okula gitme direnci, ödev krizleri ve ekran kullanımına ilişkin tartışmalar, İzmir’de düzenlenen seminerde psikolojik ve nörobiyolojik yönleriyle ele alındı.

MBA Okulları Gaziemir Kampüsü ve Medicana International İzmir Hastanesi iş birliğiyle gerçekleştirilen “Tatilden Okula: Rutine Dönüş” seminerinde Medicana International İzmir Hastanesi Psikiyatri Uzmanı Dr. Öğretim Üyesi Müge Yaşar ile Klinik Psikolog Burçin Deniz velilerle bir araya geldi.

Uzmanlar, okula dönüş döneminde ailelerin karşılaştığı bazı davranışların yalnızca disiplinsizlik veya inatlaşma şeklinde değerlendirilmemesi gerektiğini belirterek, çocukların yeni düzene uyum sağlarken yaşadığı kaygı ve zorlanmalara dikkat çekti.

“Karnım ağrıyor, bugün okula gitmesem olur mu?”

Yaz tatilinin ardından çocuklarda görülebilen direncin arkasındaki psikolojik mekanizmaları anlatan Klinik Psikolog Burçin Deniz, sabah uyanmakta zorlanma ve ödev masasına oturmak istememenin yanı sıra bazı fiziksel yakınmaların da ortaya çıkabileceğini belirtti.

Deniz, “Yaz tatili sonrası okula dönüş sürecinde çocuklarda sabah uyanmakta zorlanma, ödev masasına oturmada direnç ve ‘Karnım ağrıyor, bugün okula gitmesem olur mu?’ gibi sözel tepkiler sıkça görülebilir.” dedi.

Çocuğun gösterdiği direncin farklı nedenlerden kaynaklanabileceğine işaret eden Deniz, “Çocuğun yaşadığı direncin arkasında çoğunlukla olumsuz duygulanımdan, anksiyete ve bedensel şikayetlerden kaçınma, sosyal ve değerlendirilme durumlarından çekinme, ayrılık kaygısı ve ebeveyn dikkatini üzerinde tutma isteği ile evdeki somut ödülleri bırakamama gibi temel işlevler yatabilir.” ifadelerini kullandı.

Okula dönüşle birlikte oluşan belirsizlik ve akademik yükün çocuklarda kaygıyı artırabileceğini kaydeden Deniz, “Okula dönüşün getirdiği belirsizlik ve akademik yük, çocukta kaygı oluşturarak karın ağrısı, mide bulantısı gibi şikayetlere yol açabilir.” açıklamasında bulundu.

İki haftadan uzun süren dirençte uzman desteği önerisi

Geçici uyum problemleriyle klinik düzeydeki okul reddinin birbirinden ayrılması gerektiğini vurgulayan Klinik Psikolog Burçin Deniz, belirtilerin ne kadar sürdüğünün ve çocuğun günlük yaşamını ne ölçüde etkilediğinin takip edilmesini istedi.

Deniz, “Geçici bir okula uyum zorluğu ile klinik düzeydeki okul reddi arasındaki fark iyi gözlemlenmelidir. Eğer çocuğun gösterdiği direnç 2 haftadan uzun sürüyorsa, uyku, iştah ve sosyal ilişkiler gibi günlük işlevselliği belirgin şekilde bozuluyorsa ya da yoğun kaygı ile fiziksel belirtiler sürekli eşlik ediyorsa bir uzmandan profesyonel destek alınmalıdır.” dedi.

“Okul düzenine aniden uyum beklemek gerçekçi değildir”

Tatil dönemindeki ekran kullanımı, serbest zaman ve anlık ödüllerin ardından okul disiplinine geçişin çocuk beyni açısından zorlayıcı olabileceğini anlatan Psikiyatri Uzmanı Dr. Öğretim Üyesi Müge Yaşar ise ebeveynlerin özellikle kriz anlarında sergiledikleri tutuma dikkat çekti.

Yaşar, “Bütün bir yaz boyunca dijital ekranlar, sınırsız serbest zaman ve anlık ödüllerle yüksek dopamin seviyelerine alışan bir çocuk beyninin, eylül ayıyla birlikte durağan bir sınıf ortamına ve ‘gecikmiş ödül’ sistemi olan ders çalışmaya aniden uyum sağlamasını beklemek fizyolojik açıdan gerçekçi değildir.” ifadelerini kullandı.

Ekran sürelerinin azaltılması sırasında ortaya çıkabilen tepkilere değinen Yaşar, “Ekran sürelerini kısmaya çalıştığınızda karşılaştığınız öfke nöbetleri, çocuğun karakterindeki bir bozulmadan ziyade, amigdala üzerinden tetiklenen bir dopamin yoksunluğu krizidir.” dedi.

“Önce sorumluluk, sonra ayrıcalık”

Kriz sırasında çocukla uzun açıklamalara girmenin çatışmayı büyütebileceğini belirten Yaşar, sınırların daha sakin zamanlarda belirlenmesini önerdi.

Yaşar, “Bu nedenle kriz anlarında uzun mantıklı açıklamalar yapmak yerine, sakin zamanlarda ‘önce sorumluluk, sonra ayrıcalık’ kuralını devreye sokarak ekran kullanımını net bir sınırla ödev sonrasına bırakmak en sağlıklı adımdır.” açıklamasını yaptı.

Ders çalışma konusunda yaşanan direncin daha küçük hedeflerle yönetilebileceğini ifade eden Yaşar, “Ders çalışma direncini 25 dakikalık kısa odaklanma bloklarıyla mikro hedeflere bölmek eyleme geçmeyi kolaylaştırabilir.” diye konuştu.

Okul yaşamının yalnızca akademik başarı üzerinden değerlendirilmemesi gerektiğini vurgulayan Yaşar, “Unutmamalıyız ki okul sadece akademik bilgilerin depolandığı bir yer değil, psikolojik dayanıklılık kazanma becerilerinin inşa edildiği çok temel bir yaşam antrenmanıdır.” mesajını verdi.

Tepkiniz Nedir?

Beğen Beğen 0
Beğenmiyorum Beğenmiyorum 0
Aşk Aşk 0
Komik Komik 0
Öfkeli Öfkeli 0
Üzgün Üzgün 0
Vay Vay 0